METALLICA 80'lerin sonlarının ve 90'ların en tutarlı biçimde yeniliğe açık grubu 1981'de Lars Ulrich (26 Aralık 1963, Kopenhag, Danimarka; bateri) ve James Alan Hetfield (3 Ağustos 1963, ABD; ritim gitar ve vokal) tarafından kuruldu. Aslında tüm olay Ulrich'in gazete verdiği grup kurma ilanına Hetfield'ın olumlu cevap vermesiyle başladı. Metallica'nın çoğu çalışması doğrultusunda, bunun için Hetfield'e teşekkür bile edilmeli. Grup ilk demosu "No Lİfe Til' Leather"ı Ulrich ve Hetfield'le ilişkisi pek de iç açıcı olmayan Lloyd Grant'le (ritim gitar) kaydetti. Jef Warner (solo) ve Ron McGoveny (bas) nin her ikisi de grupla uzun süreli bağlantı kuramamıştı. Ocak '82'de solo gitarda Dave Mustaine (13 Eylül 1961, La Mesa, Kaliforniya, ABD) vardı. Başlangıç adına atılan adımlar sağlamdı; bu sefer geliyorum diyen bir şeyler vardı. Ancak McGoveny ile ters giden bir şeyler vardı; Metallica isteği doğrultusunda gelişen bir gruptu ve Ron, Hetfield'ın tabiriyle yaratıcılıktan çok "takip ediyordu". Bu memnuniyetsizliğin sürdüğü safhada gittikleri Trauma konseri Metallica'dan öte metal dünyasının çehresini değiştiren bir gelişme oldu, hatta elemanlar o konserin biletlerini saklamalıdır diyebiliriz. Duydukları o 'hırçın' bas solosu aradıkları adamı bulmalarını sağlamıştı; Clifford Lee Burton (10 Şubat 1962, Castro Valley, Kaliforniya, ABD - 27 Eylül 1986; basgitar)! Bu güzel gelişme sorun örtme konusunda bir şey yapamadı maalesef. İlerleyen sırada el Dave'deydi. İster aşırı alkol bağımlısı Dave ister frontmanliği çekilemeyen Dave olsun ya da gruptan uzaklaştırılsın veya ayrılsın; artık Dave Mustaine Metallica'nın bir üyesi değildi. Aynı yıl Megadeth grubunu kurdu. Yerine gelen isim Exodus’taki çalışıyla Lars ve James'in dikkatini çekmiş bir yetenekti; Kirk Hammett, Metallica'yla ilk konserini 16 Nisan 1983'de verdi. Gülümsemeleri hazırlayın çünkü o mükemmel üç sene başlamıştı. Kill 'em All aynı zamanda Thrash Metal'in de ilk albümüydü ve altında Metallica imzası olan unutulmayacak bir ilkti. Ride The Lightning aynı konuyu farklı duygularla yaşatan ve bunu grup üyeleri sayesinde birinci sınıf kalitede yapan bir albümdü. Albümü dinleyince içinizde "istemsiz" bir şekilde kıpırdayan bir şeylerin olduğunu fark edersiniz; bu elektrik şokuna maruz kalmanın baş etkilerindendir. Master Of Puppets... Duyularınızın iplerini yönetecek bir etkisi var bu albümün ve kesinlikle sadece kulaklarımızdan içeri girmiyor. |